Akciğer Kanseri

akciger-kanseriÜlkemizde kanser büyük bir problem. Bu kanser probleminin neden büyük olduğunu istatistiklere baktığımız zaman anlıyoruz.Türkiye ‘de ki ölüm sebeplerinin birincisi trafik kazaları. Trafik kazalarından sonra ikinci sırada ise kanser yer alıyor. Bu da büyük, çarpıcı ve istenmeyen bir ülke sorunu haline geliyor. Kanserler ikinci ölüm sebebi olduğuna göre acaba hangi tip kanserler en çok görülüyor? En çok ve sık karşılaşılan kanser türü akciğer kanseridir.

Öncelikle akciğer kanserinin neden ülkemizde fazla olduğunu bilmemiz gerek.

Bunun en önemli sebepleri arasında akciğer kanserine hazırlayıcı sebepler vardır. Bu hazırlayıcı sebeplerde öyle şeyler var ki bu gerçekten ülkemizde geri dönüşü olmayan hasarlar yaratıyor. Geri dönüşü olmayan hasarlar diye belirttiğimiz konum ise ülke nüfusunun %60 -70’i sigara içmesidir. Sigara içme oranı %60–70 olan bir ülkede sigarayla akciğer kanserinin neden en üst sıralarda olduğu anlaşılmaktadır.

Kanseri risk grubunda olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayırmak gerek. Kanserde önemli olan, kanser olduktan sonra tedavi etmek değil, kanser oluşumunu engellemektir. Kanserle ilgili araştırmalar yapmak ve kanser oluşmadan önce insanları korumaktır, yani koruyucu hekimliktir.

Koruyucu hekimlik kanser de nasıl olmalı?

Başta kanser ile ilgili bir eğitimin gelmesi lazım. Böyle bir eğitim ailede başlamalı, sonra okulda devam etmeli ve sosyal hayatta da devamı sağlanmalı. 

Ailede kanserle ilgili eğitim nasıl olmalı?

Aile öncelikle kanserle ilgili bilgiyi kendisi sorgulamalı, yani anne baba kanserle ilgili bilgili olmalı ve çocuğunu da yetiştirirken bu bilgileri aktarmalı ve kanserin ne olduğunu ne olmadığını anlatmalı. Kansere nelerin  sebep olduğunu, olabileceğini  anlatmalı ve  çocuk daha  aile  içindeyken anne  baba eğitimi ile bilgilenmeli.Bu şekilde yoğrulan toplumlarda sigara içme oranı  % 10  lara % 20 lere düşmüş durumdadır.

Sigara içmeyen kişilerde de akciğer kanser olma olasılığı var mıdır?

Sigara içene nazaran içmeyen % 5 oranındadır. Akciğer kanserinin belli tipleri vardır. Sigarayla ilgisi olmayan tipler de vardır. Asbest denen tozlarla uğraşan kişiler, çeşitli kimyasal maddelerle çalışılanlar, maden işçileri, boya sanayide çalışanlar, gemi sanayide çalışanlar, marangoz ve cila işinde çalışanlar kanser risk grubu içindedirler. Bu işlerde hava kirliliği olduğu için tamamen kansorejen vardır. Bunun için, sigara içmeyen bir kişi buralarda çalışıyorsa da kanser olma riski vardır. Özellikle maden işçileri bununla fazlasıyla karışı karşıya kalırlar. Bu meslek sahiplerinin çalışanlara çok iyi bir hijyen ortamı sağlaması gerekir.

Fakat risk faktörleri olduğu için yinede bizler hastaya sigara içip içmediğini ve ne kadar zamandır içtiğini sormak zorundayız. Risk faktörleri artıkça kanser riski

artar. Hem maden işçisi hem de sigara içiyorsa akciğer kanseri olmaması mümkün değildir. Eğer ki kanser olmadı diyelim, bir maden işçisinin kaçınılmaz hastalıkları arasında akciğer zarında kalınlaşmalar, kireçlenmeler, akciğer yetmezliği ve koah ‘ın olduğu ve maden işçisinin genç yaşta kaybedildiği görülmüştür.

Akciğer hastalıkların da bazen akciğer naklinden başka bir çare olmayan akciğer hasarları da meydana gelebilmektedir.

Risk faktörleri nelerdir?

Risk faktörlerini bir halka olarak ele alalım. 1. halka sigara, 2.halka meslek, 3. halka genetik-kalıtım, 4. halka şeker hastalığı, 5. halka beslenme bozuklukları ve 6. halka alkol. Bu halkaların zincir yaptığını düşünelim. Bu zincirin akciğer kanseri olduğunu düşünelim. Burada bilinmeyen 2 önemli problem var hangimiz de kaç halkanın birleşmesiyle akciğer kanseri ortaya çıkar ve hangimiz de hangi halkanın çıkması bu hastalığa yol açar bilinmiyor. İşte bu yüzden bize düşen görev halkalar ve zincir teorisinden gidersek halkaları azaltmak. Yapabildiğimiz kadar halka azaltmalı ve zinciri oluşturmamalıyız. Böylece hastalık oluşmaz. Koruyucu hekimlikteki formül bu kadar basittir.

Akciğer kanserin de en önemli halka sigara, 2.halka mesleki faktörler, 3. halka çevre kirliliği, 4. halka ise genetik. Genetik halkasını düzeltemeyiz ama çevre kirliliği düzeltilirse o zaman kaldı 2 halka. 1 sigara 2 meslek. Meslekle ilgili eğer tedbirler alınırsa herkes hijyene uyar maskelerle, marangozhanede, maden de çalışırsa mesleki halkada olmaz. Kaldı geriye sigara. Elimize sigara almadığımız takdirde sigara halkasıda olmayacak. İşte kanserin en önemli mücadelesi budur.

Risk grubunda olmayanlar bunları yapmayanlardır. Bu halkalara sahip olmayanları ayrı bir grupta risk grubunda olanları ayrı bir grupta tutmamız lazım. Çünkü normalde akciğer kanseri ve akciğer hastalıkları belirtileri 3-4 tanedir.

Akciğer Kanserinin belirtileri nelerdir?

Belirtiler şunlardır:

1-öksürük: kişi de öksürük var ise ister ciddi ister değil akciğer hastalığına sahiptir.

2-balgam çıkarmak

3-nefesle ilgili daralma: Öncelikle istirahattayken değilde hareket halindeyken nefes daralması vardır.

4-vücudun belli yerinde ağrı vardır: sırt ağrısı olabilir, yan ağrısı, göğüs ağrısı, olabilir. Hastalığın yerine göre, akciğerdeyken bütün göğüs kafesini doldurduğuna göre akciğerin herhangi bir yerinde bir göğüs ağrısı hissedilebilir.

Demek ki bu 4 belirti önemli. O zaman hemen şöyle bir formül getirmek lazım.

Her öksürükte akciğer testi mi yapalım? Tabiî ki hayır ama bu belirtiler tedbir alınmasına ilaç kullanılmasına rağmen 1 haftada geçmiyor ise ya da daha uzun süre geçmiyor ise hastanın mutlaka bir hekime başvurması gerekir ve mutlaka bir akciğer filmi gerekir. Risk grubunda olsun ya da olmasın “griptim üşüttüm, arabanın camını açık bıraktım” vb. bahaneleri halkımızın bırakıp 3–5 gün bu belirtileri gördüğü zaman hekime gitmesi gerekir. Ülkemizde en büyük hata; uzun olsun olmasın bir doktorun şikâyetleri dinleyecek zamanı olmalı ve hasta üzerinde gerekli müdahaleleri yapmalıdır. Bu şikâyetler yeni başlayan bir hastalığın şikâyetleri olabilir. Bu basit bir bronşit olabilir ama akciğer filminde daha önce görülmeyen bir modül görülmüşse hasta takibe alınmalıdır.

Ne olursa olsun normal bir akciğer filminde bir şey görülmemiş olsa bile mutlaka akciğer tomografisi çekilmesi gerekir. Risk grubunda olan bir kimseye hele ki 30 yaşın üstündeyse ve sigara içiyorsa veya mesleki risk grubu içindeyse ona ilaç yazıp göndermek büyük hatadır. Mutlaka tomografi yapacak, riskli bir şey görmeyecek ve o zaman reçetesini yazacak. İşte risk gruplarında bunu yapıyorsak akciğerde ufak bir hastalığı akciğer zarında kalınlaşmayı ya da akciğer zarında ufak bir su birikimini en başta fark etmiş oluruz.

Bu belirtiler önemli ilk belirtilerdir. Eğer hasta-doktor bunların üzerine düşmezse kanserin erken teşhisi mümkün olmaz. Türkiye de kanserde erken teşhis 10 vakada 1 inde mümkün olmaktadır veya erken gelmiş hastalar geciktirilerek son evrede ya da 3. evrede yakalanmaktadır. Bunlarla mücadele etmemiz lazım. Doktor halkı eğitecek, uzman hekim tomografide en ufak bir şey gördüğünde endoskopi yapacak. Risk grubu olmayanlarda takip olmayabilir, ilaç verilebilir, 2–3 hafta ilaç tedavisi uygulanabilir.

Risk grubundaysa hastaya takip periyodu verilir ve 2-3 hafta sonra tedaviden sonra tomografi çekilir. Eğer modül kaybolmuşsa görüntü iyileşmişse tedaviye devam edilir. Aksi halde görüntü daha da ilerliyorsa hiç beklemeden o kişiye endoskopi yapılmalıdır.

Bronkoskopide de hasta sınıfı geçtiyse yani sonuçlar iyi çıktıysa o zaman tedaviye devam edilir. Risk grubunda tedaviye devam edilirken bir yandan da risk faktörleri ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır.

Akciğer kanseri nasıl tedavi edilir?

 Belirtileri söyledik. Öksürük balgam vb. Birde balgamda kan gelmesi var. Balgamda kan gelmesi her 100 akciğer hastasından 3unde görülür. Balgamda kan hastalığın ileri safhasında gelir. her balgamdan kan gelme vakası kanser değildir. Çünkü birçok akciğer hastalığı vardır. Bunun başında verem hastalığı-tüberküloz gelir. İkincisi bronşektazi dediğimiz hastalıklar gelir. Kronik bronşit ve hava yolları iltihaplarında da kan görülür. Kistik akciğer hastalıklarında balgamda kan görülebilir. Ama eğer hasta risk grubundaysa akciğer kanserini listenin basın koymak gerekir. O zaman Akciğer kanserlerini erken teşhis etmek mümkün olur. Akciğer kanseri 4 evredir. Evre 1’de yakalarsak ki %5ini 1.evrede yakalarız. Tedavi şansı %100dür. Ameliyatlık ise ameliyat edilir ilaç tedavisi ise ilaç verilir. Onun için erken teşhis çok önemlidir. Evre2 ve 3de kanserde tedavi ilk 2 yıl sonra 5 yıl sonra 10 yıl sonra 15- 20 yıl diye konuşulur. Ameliyat oldun bir daha bu basına gelmeyecek diye bir şey yoktur. Bunun için kanserli hastayı tedavi ettiğimiz zaman 2. ve 3. evredekilerin %40–45 5 yıl hayatlarını uzatma ihtimalleri vardır. Ama evre 4’de 5 yıl yaşayan hasta oranı bile çok azdır.  100 hastadan 5 yıl sonra yalnızca 10 u yasamaktadır. En büyük hatalar orta veya ileri derece hastalarda ameliyatların iyi yapılamaması hastanın tedaviyi yarım bırakması hastanın yaşam süresini etkiler. Bu yüzden tedavinin aksatılması 2.evreyi 3.evreye, 3.evreyi de 4.evreye taşıyabilir. Bu yüzden hekimlere düşen görev hastayı tedavisi boyunca ayakta tutmaktır. İster ameliyat olsun ister kemoterapi, isterse de ilaç tedavisi olsun hasta için hep bir travmadır. Zaten kanserle uğraşan hasta psikolojik ve fizyolojik olarak travma içindedir ve vücutta diğer organlarda da gerileme olur. Birçok organın fonksiyonlarında azalma olur. Bu yüzden kanser tedavisinde sadece ameliyat etmek sadece ilaç vermek bir çözüm değildir.

Kanser hastası bütün hekimlerin birlikte gözlemleyebileceği birlikte tedavi edeceği bir hastadır. Bir göğüs hastalıkları hastayı keşfedecek, göğüs cerrahisi hastayı ameliyat edecek, onkolog ilaç tedavisini yapacak sonra patologta sonuçları verecek. Ve bu ekip zaman zaman hastayı beraber görmeye devam edecek. Arada hastanın genel durumu bozulabilir. Karaciğeri bozulabilir kalbinde bir sorun çıkabilir böbreğinde bir sorun olabilir. Arada destek tedavisi dediğimiz tedavilerin devamı gerekebilir.

Destek tedavisi yapılmayan hastalar tedavileri yarım kalan hastalar olur. Ve hastalar erken kaybedilebilir. Eskiden destek tedavileri yoktu. Kanserden ölümler çok olurdu şimdi ise ölümler gitgide azalıyor çünkü her tedavinin arasına destek tevdileri ilave ediyoruz.

Bir önemli diğer sorun da; akciğer zarının kanserleridir. Bunlar zannedildiğinden daha fazla rastlanan bir kanser tipidir. Bu tip, Akciğer zarının öngörülen sebeplerle yapısının değişerek orada kanser hücrelerinin oluşmasından meydana gelir. Bu en çok asbest ile temas edilen bölgelerde görülmeye başlar.

Buradasınız: Home GÖĞÜS CERRAHİSİ Akciğer Kanseri